Ne Değişti?

Bu makale 18 Şubat 2016 eklenmiş ve 566 kez görüntülenmiştir.
Hakkı Suat Yılmazer

Türk’üz ve Müslüman bir milletiz. İslamiyet’i kabul etmemizin üzerinden yüzyıllar geçti. Türklüğümüz ise ezelden beri. Dünya arenasında Türklük ile nam salmışken, İslamiyet’i kabul etmemizle bambaşka bir millet haline gelmişiz. Damarlarımızdaki kan ve yüreğimizdeki iman ateşi ile kültürümüz de şekillendi. Dünyanın gıpta ile baktığı bir tarihe de sahip olduk.

Ama bu durum son zamanlarda hasar görmüş görünüyor. Kanı Türk ruhu İslam olan bu milletin insanları merhametli, yüreği sevgi cesaret dolu, büyüklerine hürmetli, küçüklerine ise her alanda sahip çıkan, tecrübesini aktaran ve her türlü kötülüklerden muhafaza etmeye gayret gösteren bir millettik. Bu özelliklerimizin yok olmadığını ve devam ettiğini düşünebiliriz fakat hasar gördüğünü göz ardı etmememiz gerekmektedir.

Zaman geçiyor, dünya düzeni değişiyor. Teknoloji artık hayatımızın tam merkezinde, çoğumuzu da esir almış durumda. Mesele bu değil pek tabii. Mesele, bambaşka.

Ülkemizde yaşanan hadiseleri öğrenebilmek adına akşam saatlerinde televizyon kanallarının haber bültenlerini takip ediyoruz. Eli kalem tutan, memleketin dertleriyle dertlenmeyi, sevinciyle mutlu olmayı şiar edinmiş genç bireyler olarak böyle de davranmak mecburiyetindeyiz. Mensubu olduğumuz Türk milletinin bekası hususunda biz gençlere düşen görevlerin farkındayız ve yeteneklerimiz, birikimimiz seviyesinde de görevlerimizi yerine getirmeye gayret gösteriyoruz. Bu bağlamda ülkemizde yaşanan hadiseleri de takip etmek gerektiğinin bilincindeyiz.

Ülkemizdeki ve dünyadaki gelişmeleri öğrenmek adına karşısına geçtiğimiz ekranlar bizleri adeta dumura uğratıyor. Önce bir şok dalgası yayılıyor beynimizden. Sonra bizleri şoka uğratan haberlerin içeriklerine kendimizi kaptırıyoruz. Bir taraftan seyrederken bir taraftan da haberlerdeki hadiselere mırıldanma yoluyla tepkiler veriyoruz. Bu durum yaklaşık olarak 20-30 dakika arası sürüyor. Haberler bittiğinde ise bedenimizdeki tüm enerji buhar olup uçmuş gibi oturduğumuz yerden kalkamıyoruz. Veya tam tersi, izlediklerimizden sinirlerimiz geriliyor, haberlerdeki hadiselere tepki göstermek adına bir şeyler yapabilmek için yerimizde duramıyoruz. Daha sonra birçoğumuz tepkimizi ifade edebilecek mecralara yönelemediği için gerilmiş olan sinirler ve had safhaya çıkmış öfkemiz bir balon gibi içimizde patlıyor. Hal böyle iken haber bültenlerini, küçük çocukların korktukları “öcü” gibi görüyor ve uzaklaşıyoruz. Dikkat ederseniz, artık haber bültenlerinin izlenme oranları çok da yüksek seviyelerde değildir.

Peki, Haber Bültenlerini izlememekle, gerilmiş olan sinirlerimiz yatışıyor mu? Ya da ülke ve dünyada kültür-sanat- bilim alanlarında yaşanan gelişmeleri takip etmemekle daha mı “güzel” bir hayatımız oluyor? Pek tabii ki olmuyor…

Haberlerde bizleri şoka uğratan (3.sayfa haberleri de denilebilir) cinayet, tecavüz olayları sonlanmış mı oluyor?

Vatan topraklarımızın birçok yerinde kalleşçe şehit edilen askerimizin polisimizin, vesikalık bir fotoğrafını ve acılı anne-babanın evlatlarının arkasından döktükleri gözyaşlarını feryatlarını görmeyince, yüreğimiz şehidimizin arkasından yanmıyor mu? Şehidimizin önce Allah’a sonra da bizlere emanet bıraktığı o ufacık yavruların, babalarının cenaze törenlerinde döktükleri gözyaşlarını görmeyince, hissettiği o dayanılmaz acıyı anlamıyor muyuz? Anlamıyor isek, ne acı bize…

O halde Haber Bültenlerini izlemek ile izlememek arasında fark yoktur. Değişen bir şey de yoktur.

Mesele, haberleri izlemek ya da izlememek değil zaten. Mesele, ne değişti de vatan topraklarımız üzerinde bu yürek yaralayan hadiseler yaşanıyor noktası. Ne değişti de dinlerin en yücesi ve milletlerin en sağlam karakterlisine mensup bizler bu “kötü” hadiselerle karşı karşıya kalıyoruz?

Ne değişti diye soruyoruz…

Dostu düşmanı herkes tarafından kabul edilmiş ve hayranlık duyulmuş, ilmek ilmek dokunmuş bir kültüre sahip olan Türk Milletinde ne değişti?

Ne değişti diye soruyoruz…

Peygamber Efendi’mizin izinden giden, Hak dini İslamiyet’i özümsemiş, her yönüyle anlayıp yaşantısına yansıtmış olan biz Müslümanların anlayışında ne değişti?

Ne değişti diye soruyoruz…

Her ne kadar kendi arasında fikir ayrılıklarına, yol farklılıklarına düşülse de karşısında vatan toprağına, millet insanına, kültür değerlerimize kem gözle bakan ve bunu icraata döken şer odaklarına karşı tek vücut, tek yumruk ve bir bütün olan milletimizde ne değişti?

Sultan Alparslan deyince cesareti artan, Fatih Sultan Mehmet deyince göğsü kabaran, Mustafa Kemal Atatürk deyince akıl ve damarlarındaki asil kan sayesinde her türlü zorluğu aşabilecek kudreti kendinde hisseden biz Türkler de ne değişti?

Kur’an emirlerinden hangisi dün insanlığa faydalı idi de bugün (haşa) aksi hale geldi?

Dün namaz, insanı kötülüklerden arındıran ve aşama aşama insanı olgunlaştıran bir ibadet iken, bugün bu ibadet tarzına ihtiyaç kalmadığını kim söyleyebilir?

Aynı şekilde zekâtın yerini doldurabilecek bir sistem geliştirilebilmiş midir? Dün, toplumda sosyal adaleti sağlayan, fakirle zengin arasında kardeşlik köprüleri kuran, böylece kıskançlık ve husumeti ortadan kaldıran zekât, bugün gereksiz bir hal mi almıştır?

***

İlim irfana yöneltmemiz gereken devasa projektörlerimizi, birbirimizin üzerine tutar olduk. Uzakları göreceğimiz yere gözlerimizi açamaz, önümüzü göremez olduk.

Türk kültür yapısının şifrelerini anlamaya ve çözmeye çalışan diğer devletlere, artık çözülmesi gereken bir şifre kalmadığını, Türk kültür yapısının değiştiğini ilan eder bir pozisyon takındık.

Bizi biz yapan değerleri yok saydık, saymaya da devam ediyoruz.

Dünya üzerinde birçok millet ve devlet, tarihlerinden özlerinden kopmadan, kültür binalarının üzerine birer kat daha koyuyorken, bizler gökdelenlerimizi, yüreğimizdeki devasa hissiyat binalarımızın köküne dinamit koyuyoruz ve en kötüsü de dinamiti patlatmayı da bizzat bizler yapıyoruz.

Belli ki değişen bir şeyler var. Değişimlerin neticeleri bunlar.

Peki, o zaman tekrar soruyorum;

Ne değişti?...

ETİKETLER :
YORUMCULARIN DİKKATİNE
İmlası bozuk, büyük harfle yazılan, hakaret niteliği taşıyan, argo, küfür ve ırkçı ifadeler içeren yorumlar kesinlikle yayınlanmayacaktır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.

Adınız :
E-Mail :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Diğer yazıları...
Yazılım
Uyumlu Web Tarayıcıları