Çözüm Sürecine Yönelik İtiraflar Üzerine Düşünceler

Bu makale 29 Mart 2016 eklenmiş ve 792 kez görüntülenmiştir.
İkbal Vurucu

7 Haziran seçimlerini takip eden süreçte PKK terörüne müdahale etme kararının verilmesi ile birlikte başlayan terör saldırılarında neredeyse hergün şehitlerimiz gelmiştir. Bu süreçte PKK’nın esas olarak kentlerde örgütlendiği, kamuoyunu da hayrete düşüren bir silah yığınağı yaptığı ve yığınak yaptığı bu tonlarca bomba ile güvenlik görevlilerimizi ve sivilleri katlettiği görüldü. Elbette her biri pek çok güvenlik görevlimizin şehit olması ile sonuçlanan bütün bu saldırıların ardından kamuoyunda tepkiler yükseldi. PKK’nın onca silah ve bombayı nasıl ve ne zaman ülkeye soktuğu, tüneller açtığı gibi sorular haklı olarak sorulmaya başlandı. Tonlarca bomba ülkeye nasıl sokulmuştur? İstihbarat raporlarına yansıyan 20 bin silah nasıl dağıtılmıştı ve neden önlem alınmamıştı? Dağlarda kayalar oyularak yapılan sığınaklarda ağır silahlar nasıl taşınmıştı ve ray sistemler yapılmıştı?

Seçim sonrasında da yani tek başına iktidara gelince terörün biteceğini ve ülkeye istikrar geleceğini bütün propaganda gücü ile dillendiren hükümet, tek başına ve büyük bir çoğunlukla iktidara gelmesine rağmen, PKK terörü ne bitmiş ne de azalmıştır. Tam aksine her gün şehitler artarak gelmeye devam etmiştir. Üstelik PKK Cizre, Nusaybin, Sur gibi önemli ilçelerde resmen egemenlik kurmuş ve devletin egemenliğine son vermişti. Okullar kapanmış, resmi daireler işlemez hali geldi. Tam olarak PKK’nın denetimine geçen bu bölgelerde devlet aylardır egemenlik ve güvenlik tesis edememektedir. Bölge halkı ilçeyi terk etmiş, bölgede sağlam ev kalmamıştır. Televizyonlardan gördüğümüz gibi ülkenin bir bölgesinde resmen iç savaş görüntüleri hakim olurken yüzbinlerce insan yerinden yurdundan edilmiştir. Hem bölge insanının hem de Türkiye genelinde vatandaşlarımızın içine düştüğü psikolojik travma hali bütün ülkede farklı derecelerde olmak üzere hakim olmuştur.

İlk seçimlerden itibaren neden ülkenin bir anda terör sarmalına dönüştüğünü ve suçlunun kim olduğu noktasından yürütülen propagandalar çerçevesinde 14 yıldır Türkiye’yi yöneten hükümet üyelerinin en üst düzeyde itirafları bir bir kamuoyuna düşmeye başladı. Bu itiraflar her ne kadar çözüm sürecini bozan tarafın PKK olduğunu ispatlama gayreti ile gerçekleştirilse de dikkate değerdir. Terör örgütünün “barışı bozan taraf” konumuna oturtulma gayretindeki ironi bir tarafa esas dikkat çeken husus PKK silahlanırken ve bölgede alan hakimiyetini sağlarken güvenlik görevlilerinin elinin kolunun nasıl ve neden bağlandığının itiraflarının da birinci elden sorumlular tarafından dile getirilmesi oldu.[1]

İtiraflar, bugünkü terörün müsebbiplerinin asıl sorumlularını ortaya koyduğu gibi, iktidarın egemenliğindeki propaganda araçlarının gerçeği saptırmak için nasıl yönlendirildiğinin aşikar kılınmasında da önemli bir işlev üstlenmiştir.

Bu itirafların en önemli boyutu hükümetin yıllardır rejim değişikliği için zorunlu gördüğü eskinin kötülenerek yeninin kurulması bağlamında ürettiği “Yeni Türkiye” propagandasının politik ve ideolojik açıdan çöküşünü göstermesidir. Yeni Türkiye söylemi üzerinden kendinden emin bir şekilde geçmiş irrasyonel bir şekilde lanetlenmiş, PKK meşrulaştırılarak terörü bitirecek ve Kürt sorununu çözecek yüzyılın projesi olarak sunulmuş, Cumhuriyetin milli ve üniter yapısına göndermede bulunana bütün değerleri kötülenmiş hatta TC bile kaldırılmış ve artık eski Türkiye’nin geride kaldığı propagandası yapılmıştır. Artık analar ağlamayacaktır. Kan dökülmeyecektir. Kardeş kardeşi vurmayacaktır (bu kardeşler kim?). Barış hakim olacaktır. Bunlara göre, PKK, Türk kimliği temelinde kurulmuş olan milli ve üniter Türkiye Cumhuriyeti’nin ürettiği bir sorundur. Türkiye Cumhuriyeti yani eski Türkiye Kürtlere baskı yapmış, asimile etmiş, Dersim’de, Ağrı’da, Diyarbakır’da katletmiştir. Kürtler yok sayılmış, kimlikleri ve varlıkları yok sayılmıştır. PKK Kürtlerin 90 yıllık baskısının bir sonucu olarak ortaya çıkmış ve güçlenmiştir. Diyarbakır hapishanesinde 1980 darbesi döneminde yaşananlar PKK’yı doğurmuş, meşru bir zemin kazandırmıştır.

Bütün bu söylemler Kürt Açılımı olarak başlayan ve Çözüm Süreci olarak ısrarla sürdürülmek istenen bir politikanın retoriğidir. Artık Yeni Türkiye kurulmuştur ve Kürtler tanınmış, hakları verilmiş, inkar politikası sona ermiştir. TRT Şeş açılmış, Okullarda Kürtçe dersler seçmeli olmuş, Üniversitelerde Kürtçe bölümleri açılmış ve ana dilde eğitimin alt yapısı oluşturulmaya çalışılmıştır. Kürtçe siyasi propagandaya izin verilmiş, etnik temelli örgütlenmeler ve bölücülük propagandası serbest bırakılmıştır. Belediyeler Kürtçe yazışmalar yapmaya başlamış, Kürtçe bilme şartı ile memur alınmıştır. Mahkemelerde resmi dil devre dışı bırakılmış ve ana dilde savunma hakkı kabul edilmiştir. Uygulamaya sokulan bu politikalar Yeni Türkiye söylemi ile sürekli olarak desteklenmiştir. PKK ile doğrudan müzakerelerin başladığı dönemde ise TC silinmiş, andımız kaldırılmış, ders kitaplarından Bayrak şiiri gibi milli duyguyu güçlendirici şiirler ve Antepli Şahin gibi milli mücadele hikayeleri çözüm süreci doğrultusunda kaldırılmıştır. Güneydoğu’da Türk bayrağı tahrik unsuru olarak görüldüğü için okullardan ve devlet dairelerinden kaldırılmıştır.

Süreç boyunca hayata geçirilen uygulamalar Kamu Müsteşarlığının yayınlarında görülmektedir.

Bütün bu uygulamalar ile PKK’nın silah bırakacağı halka propaganda edilmiştir. PKK’nın yaptıkları ve müzakere koşullarından temeli olan silah bırakmanın dahi gerçekleştirilmediğini dile getirmek sert bir şekilde ötekileştirilmiş, kandan beslenme ve ölü sevicilikle ithama neden olmuştur. PKK’nın alan hakimiyetini sağladığını, yol kesip kontroller yaptığını, mahkemeler kurduğunu, vergi aldığını, kendi asayiş birimlerini oluşturduğunu, silahlandığını dile getirenler sert bir şekilde baskı altına alınarak çözüm istemeyenler kategorisine sokuldu. Rasyonel yaklaşım duygusal söylemler ve retoriklerin ustaca kullanımı ile bertaraf edilmeye çalışıldı. Önce Ergenekoncu sonra da paralelci ithamlarına maruz kalarak “terörist” dahi ilan edilmiştir.

 

[1] Biz pek çok makale ve kitabımızda Kürt Açılımı adıyla başlayan sürecin daha kanlı ve şiddetli bir terör dalgasına yol açacağını gerek PKK’nın ve bileşenlerinin kaynaklarından ve gerekse bölgeden elde ettiğimiz bilgiler aracılığıyla analiz ederek ve öngörerek okuyucularımızla paylaştık.

ETİKETLER : ikbal vurucu
YORUMCULARIN DİKKATİNE
İmlası bozuk, büyük harfle yazılan, hakaret niteliği taşıyan, argo, küfür ve ırkçı ifadeler içeren yorumlar kesinlikle yayınlanmayacaktır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.

Adınız :
E-Mail :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Diğer yazıları...
Yazılım
Uyumlu Web Tarayıcıları